Erdoğan kızı yüzünden Tiyatrolardan intikam alıyor
-
Friday, 18th May
Devlet Tiyatroları'nın geleceği için iki ayrı taslak...
-
Friday, 18th May

Ağlatmayın Mücap ağbimi!

Galatasaray Lisesi ortaokul birinci sınıftayım. Leman yengem beni her hafta sonu tiyatroya götürüyor. İlk izlediğim, Fatih Şehir Tiyatrosu’nda Cahit Atay’ın iki perde olarak oynanan iki oyunu; Pusuda ve Sultan Gelin.

Feridun Karakaya, Fuat İşhan, Hale Rakunt beni çok etkileyen oyuncular. Feridun Karakaya’yı, sinemadan Cilalı İbo olarak tanıyorum zaten. Öbürlerini o gece tanıyorum. Her hafta yeni bir oyun izliyor, yeni oyuncular keşfediyorum; Necdet Mahfi Ayral, Bedia Muvahhit, Vasfi Rıza, Fadıl Garan… Tiyatroya meylim onlar sayesinde başlıyor. İlk tiyatro okulum oluyor Şehir Tiyatrosu.

İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda yapılan tüzük ve yönetmelik değişikliklerini protesto için Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu önünde toplantılar yapan arkadaşlara katılamadım. Turneden turneye koşuşturmaktayım. Haftada sekiz gün oynamazsam Ses Tiyatrosu da bir alışveriş merkezi olmak tehdidiyle karşı karşıya. Gönlüm onlarla beraber. Beyoğlu’nda başka bir meydan muharebesi vermekte Ortaoyuncular.

-Ben buraya gözyaşı dökmeye gelmedim, sizi alkışlamaya geldim! diyor Mücap Ofluoğlu ve fakat gözyaşlarına engel olamıyor. Nasıl olsun? Muhsin Ertuğrul’u hatırlıyor, kendi tiyatro döneminin mufassal tarihini yazmış sevgili, saygıdeğer Mücap ağbi.

Ağlayan fotoğrafı var gazetede. Ben de ağlıyorum fotoğrafa bakarak. Binbir avuç alkış sana Mücap ağbi.

Şehir Tiyatrosu, yani Darülbedayi Cumhuriyet öncesinde kurulmuş, çökerayak Osmanlı’nın bu sanata ilgi gösterilmesi gereğini farketmesinin ürünüdür. Muhsin Ertuğrul’un bizi evrensel sanat ortamına sürüklediği cem evidir.

Kimsenin Mücap Ofluoğlu’nu ağlatma hakkı yoktur. Sayıyla kendinize gelin efendiler. Kendini efendi sayanlar. Efendi kıtlığı ayyuka çıktı!

Ne acayipmiş lan bu ileri demokrasi! Nerden nereye geldik!

Ağlatmayın benim Mücap ağbimi!

“Nedense iktidarlar hep son olarak tiyatroya bulaşır. Tiyatro bütün hükümetleri korkutmuştur. Bir hükümet tiyatrodan korkmaya, onu yok etmeye başlamışsa sonu gelmiştir.” diyor Gülriz Sururi.

FERHAN ŞENSOY.

-
Wednesday, 16th May
TRT, ödül törenindeki prostesto konuşmalarını sansürledi!
-
Friday, 11th May

Devlet Tiyatroları belgeseli

-
Thursday, 10th May
17.Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu ödülleri.
-
Tuesday, 8th May
Teatro del Valle direnişi..
-
Monday, 7th May
arada ince değil, epey kalın bir çizgi var, yetvart danzikyan.
-
Monday, 7th May
-
Monday, 7th May

Muhalefetin önde gideniydi Aristofanes. Ülkede kötü giden şeyleri eleştiren oyunlar yazar, çıkar oynardı binlerce kişilik anfi tiyatrolarda. Ön sırada ülkeyi yönetenler oturur, halkla birlikte dikkatle izlerler, bundan ve halkın tepkisinden kendilerine ders çıkarırlar, alkışlarlardı Aristofanes’i.

Aristofanes’i özelleştirmek Antik Yunan’da hiç kimsenin aklına gelmemişti!!

Tiyatro bin yıldır muhaliftir, muhalif kalacaktır, çünkü halkın sesidir. Yöneticilere yanlışlarını anlatmak için var tiyatro.

Abdülhamit döneminde, padişahı anımsatacak sözler yasaklanmıştı. Kendisi Yıldız Sarayı’nda oturduğu için yasak sözcülerinden biri de ” Yıldız ” dı. Kavuklu Kel Hasan Efendi, bu kelimeyle bir tuluat yapar, biraz da elinde olmayan nedenlerle, tuluat öyle birşeydir, akla gelir, ağızdan kaçar. Ağızdan kaçan bu söz üzerine alkıştan yıkılır tiyatro!
Halkın söylemek isteyip de, dile getirmekten korktuğunu söylemiştir komik-i şerif. Gece eve gelince , herhalde sabaha karşı tutuklanırım, diye düşünür Hasan Efendi. Sabah gelen olmaz, ancak o gece sahneye çıkmaz kavuklu. Üç gün bekler evinde, bakar ki tutuklanmaya gelen yok, dördüncü gece çıkar sahneye, izdiham vardır tiyatroda.

” TAYYİP ERDOĞAN TİYATROYA GİTMİYOR “

Abdülhamit’in hiç aklına gelmemiştir Kel Hasan Efendi’yi özelleştirmek !
Demokrat Parti’nin son dönemlerinde, ete fahiş zam geldiğinde;
Zaten bu millet Etyemez’de oturuyor !
cümlesini nakşeder İsmail Dümbüllü, oyunun münasip yerinde. Ardı arkası kesilmez alkışın.
Dümbüllü’yü özelleştirmek Adnan Menderes’in aklına hiç gelmemiştir.

Eski liderler tiyatro’ya giderlerdi. İnönü, Ecevit, Demirel Özal tiyatroda kendilerini eleştirenleri alkışlamışlardır. Erdal İnönü düzenli bir tiyatro izleyicisiydi. Bizim tiyatromuza muntazaman gelir, gizlice bilet aldırır, arka sıralarda otururdu.

Tayyip Erdoğan tiyatroya gitmiyor. En son ne zaman gitmiş acaba ? Hiç gitmiş mi ? Dünyanın hiçbir yerinde devlet destekli tiyatro olmadığını ileri sürüyor.. Var ! O bilmiyor. Danışmanlar ?

AVRUPA’DAKİ DEVLET TİYATROLARI

Avrupa’nın her ülkesinde, her kentinde Ulusal Tiyatro adıyla devlet tiyatroları vardır. Şehir tiyatroları vardır. Bu tiyatrolar yalnız devletten destek almaz. Kentin belediyesinden ciddi bir yardım alır. Çünkü o kentlerde, otopark, pazar yeri ve benzeri yerlerden belediyenin topladığı para içinde yüzde bilmem kaç olarak tiyatro vergisi bulunur.

Belediye sadece kanalizasyon yapmaz, o kentin kültür ve sanat düzeyini yükseltmekle de yükümlüdür, diye düşünür batıda. Bir havuzda toplanan para, her yıl devlet tiyatrosuna, şehir tiyatrosuna ve o kentteki özel tiyatrolara dağıtılır. Tiyatrolar böyle yaşarlar ve daha iyi oyunlar üretmekle uğraşırlar. Muhtasarı mi ödemesek, yoksa kirayımı, gibi dertleri yoktur.

BAŞBAKANIN ÖZELLEŞTİRMEDEN KASTI

Paris’teki Devlet Tiyatrosu Comedie Française oyuncularına kazançtan pay ödemektedir. 15 yıl önce Japonya’nın ulusal tiyatrosu Kabuki’yi tanıtmak amaçlı geleneksel dünya turnesi için ayırdığı para Türkiye’nin bütçesinin yarısıydı.

Başbakan’nın özelleştirmeden kastı nedir ? Tiyatro şeker fabrıkası değil ki, ihalesine saldırı olsun. Hiçbir iş adamı tiyatro almak istemez. Ülkemizdeki tiyatro para kazanan bir şirket değildir. Sakıp Sabancı Küçük Sahne’ye, İstanbul’u Satıyorum’u izlemeye gelmişti. Perde arası kuliste çay içtik bana şunları sordu;

” Tiyatro kaç kişilik ? Bilet kaç para ? Kaç kişi çalışıyor burada ? Hepsi sigortalı mı ? Kira ne kadar ? Gazete ilanı kaç para ? Yılda kaç ay açık tiyatro ?
Yanıtladım soruları. Hıncahınç dolu oynadığımız bir dönem. Kafasında bir hesap yaptı, çayından bir yudum aldı. Yapılmaz bu iş ! dedi.

Direnemeyen özel tiyatro bir gün batar, kapanır.

Devlet ve Şehir tiyatroları, halka tiyatroyu sevdirmek amaçlı, çok ucuz bilet satarak tiyatro alışkanlığını yerleştirmek , özel tiyatroların altından kalkamayacağı oyunları sergilemek için vardır.
İstanbul Şehir Tiyatrosu, çağdaş tiyatromuzun babası Muhsin Ertuğrul’un çocuğudur, ona Türk dokunulamaz ! Ona dokunmak Türk Tiyatro Tarihi’ne saygısızlıktır.

Tiyatrodan korkmayınız. Tiyatro hayatın aynası. Aynaya bakmaktan korkuyorsanız, eve dev aynası alınız..

FERHAN ŞENSOY (5.5.12)
                   

-
Monday, 7th May

“Kendine ve sanatına güvenen hiçbir sanatçımızın tiyatronun özelleştirilmesinden rahatsız olmasına gerek yok. rahat olsunlar. Tiyatrocularımızın kendilerine olan güvensizlikleri üzücü. Tiyatronun özelleşmesi ve özgürleşmesi neden tiyatrocularımızı kaygılandırır. Tiyatro özelleşince sahipsiz kalmaz, aksine rekabet ve kalite gelince gerçek sahibi olan milletle çok daha fazla bütünleşir.”

egemen bağış bey buyurdular…

ya sabır.

-
Friday, 4th May

bedenim olamasa da koskocaman bir yanım cüneyt türel ile bugün, son yolculuğunda…

huzur içinde uyuyasın.

-
Thursday, 3rd May

#istseyirciplatformu

-
Wednesday, 2nd May
“Tiyatrocuların Maskesini İndirecek Yazı!”
-
Friday, 27th April
Şehir Tiyatrolarına yapılan müdahaleye destek verenler de var. elbet.
-
Tuesday, 24th April